Kıbrıs Barış Harekatı: Ayşe Tatile Çıksın

Korkutun Kelamı
Editör
25.05.2020 tarihinde oluşturuldu.
0
Esenlikler. Bu metinde sizlere Kıbrıs toprakları'nda soykırıma uğrayan mazlum Türk halkı'nın kurtarıcısı TSK'nın düzenlemiş olduğu "Kıbrıs Barış Harekatı"nı anlatacağız. Derin bir konu olmamak ile beraber herkesin 1-2 saatlik araştırma sonucu hakim olabileceği bir konudur.

Kıbrıs, "özgürlük" adı altında katledilen Türkler'in bulunduğu bir topraktır, ll. Abdülhamid döneminde İngilizlere devredilen bu topraklar'da Rumların özgür bir devlet anlayışı altında isyanlarda bulunması sebebi ile katledilen Türkler'in intikamının alınması ile sonuçlanmış, "Attila Harekatı, Kıbrıs Harekatı, Ayşe Tatile Çıksın" gibi başlıklar'a ayrılabilen bir konudur, dönemin siyasetçileri'nin ve TSK'nın ortak bir kimliğe bürünüp hakkımızı kesin bir zafer ile aldığımız savaştır.

KIBRIS BARIŞ HAREKATI VE GELİŞİMİ

1878'den 1974'e kadar uzanan süreçte, bölgede bulunan Türk halkına uygulanan yaptırımlara tepki olarak yapılmış bir harekattır. Rumlar'ın gruplaşma ve Türklere karşı silahlı müdaheleye girme yılları 1930'lu yıllardır. Rumlar'ın asıl gayesi "Enosis" adı verdikleri bir birliktelik (Rum vatandaşlarının birleşmesi) ile Yunan devletine bağlanmaktı. Türkiye bölgede bulunan halk'ın refahını düşünerek ve dış politikadaki imajını kaybetmemek için "Enosis" adı verilen birleşmeye karşıydı, 1960'lı yıllarda Türkiye Kıbrıs'a karşı izlenimini agrasifleştirse'de 1964 yılındaJohnson'ın (ABD Başkanı) açık baskısı ile planlanılan harekattan vazgeçilmiş, askıya alınmıştır.

Açık Nedenleri şunlardır;1-) Yunan Devleti'nin destek verdiği örgüt'ün Kıbrıs adasında darbe yapması2-) Yönetime geçen darbeci yönetimin Türklere karşı soykırım müdahelesinde bulunması3-) Rum yönetiminin kesin bir Yunan yanlısı kukla devlet olması

Türkler ve Rumlar

Kıbrıs Türklerin miydi, Rumların mıydı? Bunun cevabını vermek zordu, fakat iki tarafta çeşitli uygulamalarda bulunuyordu, örneğin;Rumlar, Yunanistan'a katılmak istiyor, bunun için Yunanlar 1951'de Birleşmiş Milletler'in Paris'te yapılan toplantısın'da Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakını istiyordu. Alevlenmeler bu dönemler kızışıyordu, ll. Dünya savaşı'ndan sonra "Enosis" anlayışını Rumlar epeyce kavramıştı, Rumlar ilhakı çok istiyordu, hatta Rum Ortadoks Kilisesi'nde bir seçim yapılmış, bu seçimde %96'lık bir kesim "Enosis" anlayışını savunuyordu. Ayrıca;İki tarafın'da zıttı bir grup vardı, komünistler. Kıbrıs Komünist Partisi ve destekçileri dönemin süper gücü olan SSCB'nin kuklası bir devlet istiyordu. Daha sonraları "AKEL" olarak ad alan, çeşitli eylemlerde bulunan bu grup, Rumlar'ın belki de o dönemin en büyük korkusuydu. Rumlar ve Yunanlar komünstler'i her koşulda bastırmıştı. Bu kez baskılar Türkler'e artıyordu, 1955'te Londra Konferansı ile İngiliz önderliğinde, Rum ve Türkler'in birlikteliğinde bir konferans gerçekleşmiş, fakat sonuç alınamamıştır. O dönem'de dahi siyasetçiler birlikti, bu Türkiye'nin tutumunu net olarak gösteriyordu, 60'da olmasa dahi 70'de bir harekatın olacağının göstergesiydi. Mesela, Menderes "Rum tehdişciler tarafından Türklere karşı ciddi bir saldırıya girişildiği taktirde, Türkiye hareketsiz kalmayacaktır."

Türkiye'nin Tutumu

Rum kesiminin baskıcı tutumu ve ilhak talep etmesi sebebi ile Türkiye cephesi epeyce kızışmıştı, Rum cephesi "Türkleri imha edeceğiz." diyordu, bunu Enonis düşüncesine sahip "EOKA" örgütü diyordu, EOKA Yunan cephesi'nin desteklediği ve eğitim verdiği bir örgüttü, donanımlıydı. Bu söylemlerin ardınan EOKA 1957 yılında harekte geçti. Türkler ise bunlara karşın "Volkan" adını verdikleri bir örgüt kurdu ve ileride ismi Türk Mükavemet Teşkilatına dönüştü. İki grup arası kaynaşma artıyordu, EOKA Türk köylerini istila ediyor, soykırım uyguluyordu. Bunlara karşın Volkan teşkilatı halkı örgütlüyor, EOKA'ya karşı teşkilatlanıyordu. Bu yıllara kadar İngiliz sömürgesi altında olan Kıbrıs adası 1960'da egemenliğine kavuşmuştur. İngilizlerin geri çekildiği bu topraklarda iki millet yalnız kalmış, artık karşı karşıya gelmemeleri için pek sebep kalmamıştır. Yine de cumhuriyet rejimi Yunanlara yaramamış, onlar ilhakı istemiştir. Bundan sebep Rumlar saldırılarını egemenliği kazanmalarına rağmen durdurmamış, bu kez Türklere baskıcı uygulamalarını arttırmışlardır. Türklerin tepkisi 1963 yılında alevlenmiş, Rumlar'ın yasaklı olan bölgeleri istila etmesi (Geçitkale ve Boğaziçi) TBMM, anayasa'nın 66. maddesini öngörerek 435 üyeyi bir seçime götürmüş, 432 üyenin seçimi kabul etmesi sebebi ile Garanti antlaşması devreye girmiş ve TSK'nın bu antlaşma doğrultusunda Kıbrıs'a girmesine hak tanınmıştır. Devamında iki tarafta İngiltere'nin talebi üzerine 13 Ocak 1964'de bir konferansa katılmış, fakat iki tarafında anlaşamaması sebebi ile başarısız bir konferans olmuştur. 1964 yılı alevlenmenin en doruk olduğu yıllardır, 16 Mart 1964'da TBMM, Kıbrıs'a müdahale etme yetkisini almış, fakat o yıllarda müdahale edilememe sebebi ABD başkanı Johnson'un Türkiye'nin Kıbrıs'a karşı herhangi bir müdahale etmesinden sonra kötü sonuçlar ile karşılaşacağıdır, açık bir tehdit mektubu göndermiştir. İsmet paşa bu mektuba karşı söylemlerde bulunsa da sonuç olarak Johnson'un istediği olmuş, harekat yapılmamıştır. Harekat 1974 yılında yapılacaktır, Türkiye Cumhuriyeti haklı ve doğru davasında doğru bir uygulama izlemiş, hakkını haklı bir şekilde kullanmıştır.

Kıbrıs Harekatı'nın Başlama Sebebi

Yukarıda 3 madde ile nedenlerini ayırmıştık, fakat işin bir de sahaya dökülmesine sebep olan tutum var, gelin anlatalım;Yunan ve Rum örgütü, EOKA-B bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'ne bir darbe yaparak (15 Temmuz 1974) başa geçmiştir. Bu darbe sonucu Rumlar, Yunan devletine ilhakını isteyecek, Türklere karşı bir çok kanlı girişimde bulunacaktır. Bunların sonucunda Yunanların istediğinin olması, Rumların askeri darbe yapması ile Türkiye Cumhuriyeti 20 Temmuz 1974'de yani darbeden tam 5 gün sonra adaya çıkartma yapmış, adada yaşayan mazlum Türk halkına nefes olmuştur, var olsun Türkiye Cumhuriyeti, var olsun onun silahlı kuvvetleri!

Harekat Günü

Harekat 2 parçaya ayrılıyor. İlk harekat darbeden hemen 5 gün sonra yapılmış, ikinci harekat ise 14 Ağustos 1974'de, kesin bir Türk zaferi'ninolmasının istenilmesi, Türk halkının rahat bir nefes alması isteğiyle yapılmıştır. 14-16 Ağustos günleri içerisinde harekat'ın sahada olan kısmı devam etmiş, 18 Ağustos'da kesin zafer alınacak o antlaşma yapılmıştır. İkinci harekat'ın asıl sebebi Rumlar'ın ilk harekattan sonra tutumları'nın düzelmemesiydi, harekat başarı ile sürüyorken geçmişte yine bizlere tehdit olan ABD, bu günlerde bizlere yaptırım uygulayarak bizleri Kıbrıs konusunda geri adım atmaya zorlamıştır. ABD'nin sılah ambargosu uygulaması sebebi ile Türkiye cephesi'de, Türkiyede bulunan ABD üslerine el koymuş, yalnıza ortak kullanım olan İncirlik (nato) hava üssüne sınırlı kullanım hakkı tanımıştır.

Sonuç

1-) Yunan ilhakına hak tanınmamıştır.2-) Soykırıma uğrayan Türkler'in hakkı alınmıştır.3-) Özgür bir "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" kurulmuştur.4-) Dış politikada yalnız olduğumuz anlaşılmış, siyasi açıdan dış politikada birlik sağlanılmıştır.5-) TBMM ve TSK'nın ortak harekatında neler kazanılacağı göz önüne getirilmiştir.Ayrıca: Bu harekat'ın yasal olmamasını savunan arkadaşlar "Garanti Ant."na bakarak bizler'in bu harekatta haklı olduğunu öğrenebilir.




Yazıyı Gönder!

  (1)   Yorum Yap